Mursi’nin Ölüm Yıldönümü ve 2013 Olayları Bağlamında Mısır Resmî Söylemi: Medya Kampanyalarının İçeriklerine Yönelik Analitik Bir İnceleme
· Resmî medya, olayları yeniden kurgulamaya ve siyasi aktörleri rejimin tek yönlü bakış açısına göre sınıflandırmaya odaklanmaktadır.
· Söylem, mevcut düzen için “kurucu bir sembol” oluşturmayı ve istikrar-kaos ikiliğini güçlendirmeyi hedeflemektedir.
· Dönüm noktası niteliğindeki siyasi olayların ve yıldönümlerinin haberleştirilmesinde yönlendirme ve editoryal denetime yönelik katı mekanizmalar uygulanmaktadır.
· Muhalefetin “siber” kampanyalarına, bilgi savaşı taktiklerine ve dijital alandaki faaliyetlerine ilişkin tekrarlanan uyarılar öne çıkmaktadır.
· Resmî söylemlere yönelik kamuoyu tepkisinin ölçülmesi ve dezenformasyonla mücadele amacıyla medya okuryazarlığı programlarının hazırlanması önem taşımaktadır.
· Şeffaflığın güçlendirilmesi, çoğulculuğun korunması ve bağımsız platformların oluşturulması, krizlerin haberleştirilmesinde mesleki dengenin sağlanmasına yönelik en önemli güvenceler olarak öne çıkmaktadır.
Giriş
Mısır resmî medya söylemi, özellikle öne çıkan tarihî ve siyasi olaylarla bağlantılı bağlamlarda, kamuoyunun bilincini etkileme ve siyasi algıyı yönetme konusunda iktidarın en önemli araçlarından birini oluşturmaktadır.
Bu söylem, birçok durumda başta Müslüman Kardeşler olmak üzere muhalif güçlere karşı saldırgan iletişim stratejileri benimsemektedir. Bu iletişim yoğunluğu ise, 17 Haziran 2019’da eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölüm yıldönümü ile 30 Haziran ve 3 Temmuz 2013 olaylarının yıldönümleri gibi kritik siyasi dönüm noktalarına ilişkin anma günlerinde daha da artmaktadır. Söz konusu yıldönümleri, siyasi anlatıların her yıl yeniden gündeme getirildiği ve pekiştirildiği dönemler olup, bu durum, onlara eşlik eden medya söylemini yapısı, kullandığı kavramlar ve iletişim mesajları bakımından araştırma ve analiz açısından zengin bir inceleme konusu hâline getirmektedir.
Bu çerçevede çalışma, söz konusu anma dönemlerinde Mısır resmî söyleminin niteliğini analiz etmeyi, bu dönemlere eşlik eden medya kampanyalarının özelliklerini ve içeriklerini ortaya koymayı ve bu bağlamda kamuoyuna yöneltilen başlıca mesajları tespit etmeyi amaçlamaktadır.
Araştırmanın Problemi ve Soruları
Araştırmanın temel problemi şu ana soruda ifade edilmektedir:
Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölüm yıldönümü ile 30 Haziran ve 3 Temmuz olaylarına ilişkin siyasi yıldönümlerinde Mısır resmî söyleminin temel özellikleri nelerdir? Medya kampanyaları, bu anma dönemlerinde mesajlarını inşa ederken hangi kavramlara ve iletişim mekanizmalarına dayanmaktadır?
Bu ana sorudan aşağıdaki alt sorular türemektedir:
- Resmî söylem aracılığıyla bu olayların sunumunda hangi medya çerçeveleri kullanılmaktadır?
- Kamuoyuna hangi tür siyasi ve sembolik mesajlar aktarılmaktadır?
Araştırmanın Amaçları
Bu araştırma aşağıdaki amaçlara ulaşmayı hedeflemektedir:
- İncelenen siyasi anma dönemlerinde Mısır resmî söyleminin dilsel yapısını ve kullandığı kavramsal unsurları analiz etmek.
- Hedef kitleye yönelik mesajların oluşturulmasında kullanılan medya çerçevelerini ortaya koymak.
- Bu yıllık anma dönemlerine eşlik eden medya kampanyalarının niteliğini ve iletişim mekanizmalarını çözümlemek.
- Hedeflenen iletişim mesajlarını (doğrudan ve dolaylı) tespit etmek ve bunların siyasi anlamlarını belirlemek.
Araştırmanın Yöntemi ve Araçları
Bu çalışma, nicel ve nitel içerik analizi yöntemlerini birlikte kullanan betimleyici-analitik yönteme dayanmakta olup, bunu söylem analizi ve medya çerçeveleme analizi yaklaşımlarıyla bütünleştirmektedir.
Bu yöntem, incelenen anma dönemleriyle bağlantılı zaman dilimlerinde yürütülen resmî medya yayınları ve kampanyalarından oluşan amaçlı bir örneklem üzerinde uygulanmakta; istatistiksel tekrarların belirlenmesi ile bağlamsal ve sembolik anlamların yorumlanması hedeflenmektedir.
Çalışmanın Bölümleri
Birinci Bölüm: Resmî söylemin teorik çerçevesi ve siyasi algının yönetimi stratejileri.
İkinci Bölüm: İncelenen anma dönemlerinin tarihsel ve siyasal bağlamı (belirleyiciler ve boyutlar).
Üçüncü Bölüm: İncelenen olaylarla eş zamanlı yürütülen yoğun medya kampanyalarından örnekler.
Dördüncü Bölüm: Resmî söylemin kavramsal yapısının ve siyasi ile sembolik anlamlarının analizi.
Beşinci Bölüm: Kamuoyunu hedef alan medya kampanyalarının iletmeyi amaçladığı mesajlar.
Sonuç ve Öneriler.
Birinci Bölüm: Resmî Söylemin Teorik Çerçevesi ve Siyasi Algının Yönetimi Stratejileri
Bu çalışma, araştırma olgusunu açıklayan temel kavram ve terimlerin belirlenmesinden hareket etmektedir. Bunların başında “resmî medya söylemi” kavramı gelmektedir. Bu kavram, iktidara bağlı ya da onun yönelimlerini yansıtan medya kuruluşları ve iletişim platformları tarafından (televizyon, basın, radyo veya dijital platformlar aracılığıyla) üretilen ve yayımlanan mesajlar, anlamlar ve göstergeler bütününü ifade etmekte; bunlar belirli siyasi ve toplumsal bağlamlar içinde kamuoyuna sunulmaktadır.
Bu söylemin işlevi yalnızca haber ve olayları tarafsız biçimde aktarmakla sınırlı değildir. Aynı zamanda haberlerin nasıl kurgulandığını, hangi dilsel unsurların ve sembolik yapıların seçildiğini ve toplumsal bilincin şekillenmesine, alıcının sosyal ve siyasal gerçekliği yeniden inşa etmesine katkıda bulunan yönlendirilmiş mesajların nasıl üretildiğini de kapsamaktadır.
Çalışmanın konusu olan söylem, aşağıdaki yapısal ve etkileşimsel unsurlardan oluşmaktadır:
- Medya dili: Kullanılan sözcük dağarcığını ve anlatım üslubunu kapsar (açıklayıcı, yönlendirici veya mobilize edici nitelikte olabilir).
- Medya çerçeveleri: Belirli yönleri öne çıkarırken diğerlerini geri planda bırakan ve böylece kamuoyunun olayları algılama biçimini yönlendirmeyi amaçlayan stratejidir.
- Görsel ve sembolik yapı: Görseller, sloganlar ve iletişim mesajını destekleyen, ona belirli anlam katmanları kazandıran görsel unsurlardır.
- Siyasi ve toplumsal bağlam: Söylemin üretildiği genel ortam ve koşullar olup, söyleme gerekçesini ve yönlendirici işlevini kazandırmaktadır.
- Hedef kitle: Söylemin, tutum ve algılarını etkilemek amacıyla üretildiği toplumsal kesimlerdir.
Resmî medya söyleminin incelenmesi, metodolojik ve bilimsel açıdan çeşitli nedenlerle önem taşımaktadır. Bunların başlıcaları şunlardır:
- Kamuoyunun nasıl oluşturulduğunu ve kritik olaylar karşısında nasıl yönlendirildiğini anlamak.
- Resmî yönelimlerin hâkim siyasi kültür ve genel kamuoyu üzerindeki etkisini çözümlemek.
- İletişim mesajlarında yer alan taraflılık, yönlendirme veya ideolojik seferberlik stratejilerini ortaya çıkarmak.
- Alıcının medya içeriklerini ve bunların örtük anlamlarını çözümleyebilmesini sağlayacak eleştirel ve bilimsel bir okuma sunmak.[1]
Bu çalışmada temel kavramsal dayanaklardan biri de “siyasi anlatılar” (political narratives) kavramıdır. Siyasi anlatılar; olayları, olguları ve düşünsel yaklaşımları sistematik ve ikna edici bir anlatı yapısı içinde sunmak amacıyla kamusal alanda kullanılan yorumlayıcı çerçeveler ve örgütlü anlatı yapıları olarak tanımlanmaktadır. Bu anlatılar, kamuoyunun algısını etkilemeyi, yönelimlerini şekillendirmeyi ve siyasi davranışını yönlendirmeyi hedeflemektedir.
Siyasi anlatılar yalnızca bilgiyi doğrusal biçimde aktarmakla yetinmez; belirli olayları bilinçli biçimde seçip bunları belirli siyasi değer ve amaçlarla uyumlu şekilde yorumlayarak gerçekliği yeniden üretir ve yeniden inşa eder. Bu süreç öncelikle iktidardaki rejimlerin veya siyasi aktörlerin meşruiyetini ve tutumlarını desteklemeye hizmet etmektedir.
Siyasi anlatılar, başlıca şu yapısal ve işlevsel özelliklere sahiptir:
- Seçicilik: Bazı olay ve ayrıntıları öne çıkarırken diğerlerini bilinçli olarak görmezden gelmek veya marjinalleştirmek.
- Yorumlayıcı boyut: Olayları yalnızca aktarmakla kalmayıp hedeflenen bağlama hizmet edecek anlam ve çağrışımlar yüklemek.
- İkna edici yönelim: Dilsel ve sembolik argümanlar aracılığıyla kamuoyunun desteğini kazanmayı amaçlamak.
- Kimlikle ilişki: İktidarların bağlılığı güçlendirmek amacıyla hedef aldığı ortak kültürel ve toplumsal kimlik unsurlarına dayanmak.
- Dinamiklik ve esneklik: Siyasi gelişmelere ve yeni tarihsel bağlamlara uyum sağlayabilme ve dönüşebilme yeteneği.
Siyasi anlatılar, kamusal alandaki işlevlerine göre çeşitli biçimlerde ortaya çıkmaktadır. Bunlardan öne çıkanlar şunlardır:
- Ulusal güvenlik anlatısı: Güvenlik ve egemenlik politikalarını meşrulaştırmak amacıyla kullanılmaktadır.
- Kalkınma ve reform anlatısı: Ekonomik ve toplumsal politika ve planları desteklemek ve meşrulaştırmak amacıyla kullanılmaktadır.
- Terörle mücadele anlatısı: Güvenlik tehditleri karşısında iç ve dış politikaların açıklayıcı çerçevesi olarak öne çıkmaktadır.
- Direniş veya kurtuluş anlatısı: Mücadele bağlamlarında siyasi direnç cephelerinin oluşturulmasına katkı sağlamaktadır.
Siyasi anlatıların incelenmesi, medya araçlarının ve anlatı yapılarının siyasi etkileşimlerin yönlendirilmesinde ve kamuoyunun oluşturulmasında nasıl kullanıldığını araştıran siyasal iletişim alanının ayrılmaz bir parçasını oluşturmaktadır.[2]
İkinci Bölüm: İncelenen Anma Dönemlerinin Tarihsel ve Siyasal Bağlamı (Belirleyiciler ve Boyutlar)
Bu çalışmanın konusu olan medya söylemi, Mısır’ın 2013 yılı Haziran ve Temmuz aylarında yaşadığı kritik tarihsel ve siyasal süreçle bağlantılıdır. Bu dönem, niteliği ve sonuçları konusunda farklı siyasi değerlendirme ve analizlerin yapıldığı bir aşamayı temsil etmektedir. Analitik yaklaşımlardan biri, bu süreci 2011 Devrimi sonrasında seçilen ilk sivil cumhurbaşkanının görevden uzaklaştırılmasıyla sonuçlanan siyasi ve güvenlik düzenlemelerinin ürünü olarak değerlendirmekte ve bu dönüşümü açıklamak için “30 Haziran komplosu” söylemini yorumlayıcı çerçeve olarak kullanmaktadır.
Bu dönemin ilk işaretleri, eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin 2012 yılında seçilmesinin ardından ortaya çıkmıştır. Devletin yönetimi, anayasanın hazırlanması ile ekonomik ve güvenlik politikalarına ilişkin konularda Cumhurbaşkanlığı ile muhalif güçler arasındaki siyasi kutuplaşma giderek derinleşmiş; bu süreçte eski rejime yakın çevreler ile resmî devlet kurumlarının rolleri iç içe geçmiştir.
Bu siyasi çekişme, bazı analitik çalışmaların Birleşik Arap Emirlikleri’nden mali destek aldığını ileri sürdüğü Temerrüd (Tamarod) Hareketi‘nin yükselişiyle daha görünür hâle gelmiştir. Hareket, Cumhurbaşkanına olan güvenin geri çekilmesi ve erken cumhurbaşkanlığı seçimlerinin yapılması amacıyla imza topladığını açıklamıştır. Aynı dönemde Mısır’ın çeşitli kentlerinde Cumhurbaşkanı karşıtı kitlesel gösteriler düzenlenirken, onu destekleyen gösteriler de gerçekleştirilmiş; bu gösterilerin bazı medya kuruluşlarındaki haberleştirilmesi denge ve tarafsızlık açısından eleştirilmiştir.
Olayların hız kazanmasıyla birlikte 30 Haziran gösterileri, 3 Temmuz 2013 bildirisine giden sürecin başlangıcını oluşturmuş; bunu hızlı güvenlik ve siyasi gelişmeler izlemiş, bu sürecin en dikkat çekici aşamalarından biri ise aynı yılın Ağustos ayında Rabia el-Adeviye ve Nahda meydanlarındaki oturma eylemlerinin dağıtılması olmuştur.
Dönemin siyasi sahnesinde, Ulusal Kurtuluş Cephesi adlı sivil muhalefet koalisyonu ön plana çıkmıştır. Bu koalisyon, Muhammed el-Baradey, Hamdin Sabbahi ve Amr Musa gibi önde gelen isimleri bünyesinde barındırıyordu. Cephe, iktidarı sert biçimde eleştirerek, başta “devletin İhvanlaştırılması”, siyasi ve ekonomik kötü yönetim ile ulusal egemenliğin temel unsurlarından taviz verildiği yönündeki iddiaları gündeme taşımıştır. Eski yönetimi destekleyen kesimler ise, sonraki gelişmelerin bu iddiaları çürüttüğünü savunmaktadır.
Askerî ve bölgesel düzeyde ise askerî ve güvenlik kurumları, siyasi değişimi destekleyen bölgesel ülkelerin girişimleriyle eş zamanlı olarak krizin yönetiminde merkezi bir rol üstlenmiştir. Siyasi değerlendirmelerde, değişim öncesinde çeşitli temas ve görüşmelerin yapıldığı yönündeki yorumlar öne çıkmış; bu süreç, Silahlı Kuvvetler Genel Komutanlığı’nın siyasi aktörlere uzlaşmaya varmaları için verdiği 48 saatlik süre ile somutlaşmıştır. Cumhurbaşkanlığı ile muhalefet arasında uzlaşı sağlanamaması üzerine süreç, 3 Temmuz 2013 Bildirisi‘nin açıklanmasıyla sonuçlanmış; bu bildiri, o dönemde yürürlükte bulunan demokratik siyasi süreci sona erdirmiş ve yeni bir geçiş dönemini başlatmıştır.[3]
3 Temmuz 2013 Olayları ve Siyasi ile Güvenlik Boyutundaki Sonuçları
Bu dönem, bağlamsal olarak 3 Temmuz 2013 tarihinde yayımlanan bildiriye dayanmaktadır. Söz konusu bildiride, dönemin Savunma Bakanı Orgeneral Abdülfettah es-Sisi, Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin görevden alındığını, yürürlükteki anayasanın askıya alındığını ve geçiş sürecinde ülke yönetiminin geçici olarak Anayasa Mahkemesi Başkanına devredildiğini ilan etmiştir.
Bu kararın ardından, Müslüman Kardeşler Teşkilatı’nın yönetici kadrolarını ve tabanını hedef alan yoğun hukuki ve güvenlik operasyonlarını kapsayan geniş çaplı güvenlik ve saha gelişmeleri yaşanmış; süreç, teşkilatın resmî olarak terör örgütü ilan edilmesine kadar ilerlemiştir.
Bu dönemde ayrıca, 3 Temmuz kararlarını reddeden gruplarla yaşanan geniş çaplı çatışmaların eşlik ettiği Rabia el-Adeviye ve Nahda oturma eylemlerinin dağıtılması gerçekleşmiş; bu olaylar can kayıplarına, yaralanmalara ve geniş kapsamlı gözaltı dalgalarına yol açmıştır.
Bu süreçte yaşanan başlıca saha olayları hakkında istatistiksel ve insan hakları temelli değerlendirmeler farklılık göstermektedir. Bunların en önemlileri şunlardır:
- Cumhuriyet Muhafızları Karargâhı Olayları (8 Temmuz 2013): Dolaşımdaki verilere göre olaylarda 61 kişi hayatını kaybetmiş, 435’ten fazla kişi yaralanmıştır.
- Anıt (el-Manssa) Olayları (27 Temmuz 2013): Tahminlere göre yaklaşık 80 kişi yaşamını yitirmiş, 300’den fazla kişi yaralanmıştır.
- Rabia ve Nahda Oturma Eylemlerinin Dağıtılması (14 Ağustos 2013): Bu süreç en tartışmalı aşamayı oluşturmaktadır. Resmî ve insan hakları kuruluşlarının açıkladığı can kaybı sayıları arasında farklılık bulunmaktadır. Mısır Adli Tıp Kurumu 377 ölüm kaydetmiş, Mısır Ulusal İnsan Hakları Konseyi’nin raporunda ise 632 ölüm yer almıştır. Bunun yanı sıra, diğer insan hakları kuruluşlarının belge ve tahminlerinde bu sayıların daha da yüksek olduğu belirtilmiştir.
- Ramses Meydanı Olayları (16 Ağustos 2013): Çatışmalarda 173 kişi hayatını kaybetmiş, 1.330’dan fazla kişi yaralanmış ve geniş çaplı gözaltı operasyonları gerçekleştirilmiştir.
Bu art arda gelen gelişmeler, siyasi ve toplumsal gerginliğin uzun süre devam etmesine yol açmış; olayları ve sonuçlarını açıklayan bu analitik çerçeveye göre Mısır siyasetinde keskin bir kutuplaşmayı kalıcı hâle getirmiştir.[4]
Muhammed Mursi’nin Ölümü (17 Haziran 2019) ve İnsan Hakları Boyutundaki Sonuçları
17 Haziran 2019 tarihinde eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi, Kahire’deki mahkeme salonunda yargılandığı duruşma sırasında fenalaşarak sanık kafesinde yere yığılmış ve yaşamını yitirmiştir. Bu olay, hem uluslararası hem de ulusal düzeyde farklı tepkilere ve geniş çaplı tartışmalara neden olmuştur.
Ölümün ardından uluslararası insan hakları kuruluşları, Mursi’nin tutukluluk koşullarına ilişkin sert eleştirilerde bulunmuştur. Bazı raporlarda, kasıtlı tıbbi ihmal, gerekli ilaçlar ile uzman sağlık hizmetlerinden uzun süre mahrum bırakılması ve uzun süreli tecrit uygulamasının sağlık durumunun kötüleşmesine katkıda bulunduğu ileri sürülmüş; bu durum dolaylı bir tasfiye olarak değerlendirilmiştir.
İlgili bir gelişme olarak, Birleşik Krallık Parlamentosu üyeleri (bağımsız bir inceleme komitesi kapsamında), insan hakları tanıklıkları ve beyanlarına dayanan bir gözaltı koşulları raporuna işaret etmiş; raporda, Mısır makamlarının, Mursi’nin ölümünden önce sağlık durumunu yerinde incelemek amacıyla tutulduğu yere ziyaret talebine parlamenter heyete resmî bir yanıt vermediği belirtilmiştir.
Bu gelişmeler ve raporlar, bir tarafta Mısır makamlarının resmî anlatısı, diğer tarafta ise muhalif güçler ile uluslararası insan hakları kuruluşlarının anlatıları arasında uzun süren bir tartışmanın temelini oluşturmuştur. Muhalif anlatılar, ölümün resmî açıklamada belirtilen doğal nedenlerin ötesinde değerlendirilmesi gerektiğini ve olayın sistematik bir hedef alma sürecinin parçası olduğunu ileri sürmektedir.[5]
Üçüncü Bölüm – İncelenen Olaylarla Eş Zamanlı Yürütülen Yoğun Medya Kampanyalarından Örnekler
Bu bölüm, son on yıl boyunca araştırma konusu olan üç anma dönemine eşlik eden seçilmiş gazete ve medya yayınlarının analitik incelemesini sunmaktadır. Amaç; resmî söylemin temel özelliklerini ortaya koymak, hedeflerini belirlemek ve iletişim mesajlarını çözümlemek; başta Müslüman Kardeşler olmak üzere muhalif güçlere yönelik saldırgan söylem stratejilerinin gelişimini takip etmek ve bu medya kampanyalarının yıllara göre bağlamsal ve içerik bakımından geçirdiği dönüşümü incelemektir.
2013 yılından itibaren basılı ve dijital basında, söz konusu üç tarihsel dönüm noktasına ilişkin resmî anlatıyı yerleştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlayan sistematik iletişim kampanyaları yürütülmüş; bu kampanyalar, Müslüman Kardeşler’in siyasi ve toplumsal meşruiyetini ortadan kaldırmayı, örgüt üyelerinin söylemlerini çürütmeyi ve mevcut siyasi sürece karşı çıkan farklı muhalif aktörlerin söylemlerine karşılık vermeyi hedeflemiştir.
Gazete ve İnternet Sitelerindeki İçerikler
Araştırma, devlet mülkiyetindeki ulusal basında medya söyleminin temel özelliklerini tarihsel olarak yansıtan bir örnek olarak El-Ahram gazetesinin söylem analizini esas almaktadır. Bu kapsamda incelenen yayınlardan bazı örnekler şunlardır:
- “Fuad Allam: Müslüman Kardeşler, Sina’da terör örgütleriyle komplo kurdu.”[6]
- “Dışişleri Bakanlığı, BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsü’nün Muhammed Mursi’nin ölümü hakkındaki açıklamalarını kınadı.”[7]
- “Muhammed Mursi’nin doğal ölümü, devlete karşı pusu kuranları ortaya çıkardı.”[8]
- “30 Haziran… 10. Yıl… Tümgeneral Alaa Abdüzzahir, İttihadiye çevresindeki Müslüman Kardeşler suçlarının ayrıntılarını anlatıyor.”[9]
- “Müslüman Kardeşler’in suçları ve terör örgütünün eylemleri tarih boyunca sürmektedir; sicilleri kabarıktır.”[10]
- “Müslüman Kardeşler’in devlete karşı işlediği suçlar zaman aşımına uğramaz… Cumhurbaşkanı Sisi, 30 Haziran’da halkın yanında yer aldı.”[11]
Youm7 gazetesi ise son on yıl boyunca Müslüman Kardeşler’e yönelik yoğun saldırgan iletişim stratejileri benimseyen yayın çizgisiyle öne çıkmıştır.
Araştırmanın ele aldığı anma dönemlerine denk gelen 2026 yılında, gazete şu başlık altında geniş kapsamlı bir medya kampanyası başlatmıştır:
“Youm7’nin Müslüman Kardeşler’in Suçlarını Belgeleme, Ulusal Hafızayı Koruma ve Örgütün Terörünü Ortaya Çıkarma Girişimi.”
Bu söylemin yapısı ve yönelimlerine ilişkin ilk inceleme, girişimin zamanlamasının ve iletişim içeriğinin, siyasi tıkanıklığın aşılması veya ulusal uzlaşma süreçlerinin başlatılması yönündeki çağrılara karşı alternatif çerçeveler üretmeyi amaçladığını göstermektedir. Gazete, yayımladığı içerikler aracılığıyla örgüte yönelik siyasi ve toplumsal dışlama anlatısını yeniden üretmeye çalışmaktadır.
Bu kampanyada yayımlanan başlıca içeriklerden bazıları şunlardır:
- “Genel Yayın Yönetmeni: Youm7’nin Müslüman Kardeşler’in suçlarını belgeleme girişimi ulusal hafızayı koruyor ve örgütün terörünü ortaya çıkarıyor… Şehitler Müzesi kurulması, onların kahramanlıklarının okutulması ve fedakârlıklarını gelecek nesillere aktarmak için sanatsal eserler üretilmesi öneriliyor.”[12]
- “3 Temmuz Bildirisi… Mısır devletinin kimliğini değiştirme ve onu İhvanlaştırma girişimlerine son verdi, terör örgütünü ortadan kaldırdı… Ulusal bilincin yeniden kazanılmasının, siyasi sürecin düzeltilmesinin ve devlet kurumlarının yeniden inşasının simgesi olarak kalacaktır.”[13]
- “30 Haziran, Mısır’ı terör örgütünün karanlık kaderinden kurtardı… Senato Başkanı: 3 Temmuz bildirisi Mısırlıların yüreğini ferahlattı ve meşru taleplerini yansıttı… Konsey üyeleri: Devrim, Mısır’ı yeni bir döneme taşımayı başardı.”[14]
- “Vakıflar Bakanı Dr. Muhammed Muhtar Cuma, güven tazelenmesinin ardından ilk röportajında: Haziran istisnai bir tarih yazdı… Cumhurbaşkanı Sisi en büyük ulusal kurtarma operasyonunu gerçekleştirdi… Müslüman Kardeşler, kendilerini seçilmiş ilan eden dışlayıcı ve ayrımcı bir terör örgütüdür.”[15]
- “Başsavcılığın Muhammed Mursi el-Ayyat’ın ölümü hakkındaki açıklaması: Duruşma ertelenmeden önce mahkemede beş dakika konuştu… Sanık kafesinde bayıldı… İlk sağlık incelemesi herhangi bir yaralanma olmadığını doğruladı… Saat 16.50’de hastaneye ölü olarak ulaştı.”[16]
- “Devlet Enformasyon Kurumu: Human Rights Watch’un Muhammed Mursi’nin ölümü hakkındaki paylaşımları yanlış bilgiler içeriyor.”[17]
El-Vatan gazetesi de Youm7 ile benzer bir yayın çizgisi izlemiştir. Buna örnek olarak şu başlıklar gösterilebilir:
- “Müslüman Kardeşler devlet kurumlarını yıkmaya çalıştı… 30 Haziran Devrimi Mısır’ı kurtardı.”[18]
- “Temerrüd Hareketi’nin kurucularından biri: Müslüman Kardeşler iktidarda kalsaydı en çok İsrail faydalanacaktı… 30 Haziran Devrimi Mısır’ı Ortadoğu kaos planından kurtardı.”[19]
- “3 Temmuz Bildirisi, Müslüman Kardeşler’in Mısır’da yeri olmadığını teyit etti.”[20]
- “3 Temmuz Bildirisi… Mısır’a kimliğini geri kazandıran ve onu Müslüman Kardeşler tarafından kaçırılmaktan ve bölünmekten kurtaran tarihî an.”[21]
Ed-Dustur gazetesinin medya içeriği incelendiğinde ise, son on yıl boyunca araştırma konusu olan anma dönemlerine ilişkin yayınlarında belirgin biçimde sert bir söylem benimsediği görülmektedir. Gazete, muhalefete yönelik dışlayıcı yaklaşımını sürdürme konusunda ısrarcı olmuş; Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Yayın Yönetmeni Muhammed el-Baz, Mart 2026’da yayımladığı editoryal talimatlarda, Müslüman Kardeşler’e yönelik yoğun bir iletişim kampanyası başlatılmasını istemiştir. Bu talimatlar, örgütü mahkûm etmeyi ve onu 30 Haziran 2013’ten bu yana Mısır’daki şiddet süreçleriyle ilişkilendirmeyi amaçlayan basılı ve dijital yayınların sürekliliğini sağlamayı hedeflemiştir.
Gazetenin editoryal yaklaşımı, hedeflenen anlamları daha ikna edici ve etkileyici hâle getirmek amacıyla haberlerin oluşturulmasında “hikâyeleştirme (storytelling)” tekniklerinden yararlanmış; bununla eş zamanlı olarak siyasi tıkanıklığın sona erdirilmesini veya ulusal uzlaşmanın etkinleştirilmesini savunan tüm yaklaşımlara karşı söylemsel çerçeveler benimsemiştir.
Bu kapsamda yayımlanan öne çıkan başlıklar şunlardır:
- “Halk kimliğini koruyor… Destanın kahramanları… Beyn es-Sarayat sakinleri: Müslüman Kardeşler’in suçlarına karşı durduk, 30 Haziran Devrimi için canlarımızı feda ettik ve Cumhurbaşkanı Sisi Mısır’a güvenlik ile huzuru geri getirdi.”[22]
- “30 Haziran, Mısır’ı Müslüman Kardeşler’in karanlığından kurtardı… Devrime katılanların canlı tanıklıkları.”[23]
- “Müslüman Kardeşler’in suçları durmayacak… Elleri masumların kanıyla lekeli kalacaktır.”[24]
- “Sisi, örgüte karşı… 3 Temmuz’da Mısır’ı Müslüman Kardeşler yönetiminden nasıl kurtardı?”[25]
- “El-Baz: Mursi hasta olarak cezaevine girdi, beyninde kötü huylu tümörler vardı ve doğal nedenlerle öldü.”[26]
- “Muhtar Nuh’tan şaşırtan iddia: Muhammed Mursi’nin cezaevindeki ölümünün arkasında Müslüman Kardeşler var… Hikâye ne?”[27]
- “Müslüman Kardeşler’in en tehlikeli mali yapılanması… En büyük para kaçakçılığı davasında 65 sanık ceza mahkemesine sevk edildi.”[28]
Görsel Medyanın İçerikleri
Görsel medya söylemine geçildiğinde, bunun yapısal açıdan yazılı medya söylemiyle uyumlu olduğu görülmektedir. Zira aynı yönlendirici özellikleri ve değer odaklı eğilimleri yansıtmakta; bununla birlikte iletişim araçları ve yöntemlerinin kullanımında uygulamaya yönelik bir gelişim ortaya koymaktadır.
Televizyon tartışma programları düzeyinde, gazeteci Ahmed Musa, 2026 yılının başında “Esrâr” (Sırlar) adlı kitabı aracılığıyla Müslüman Kardeşler’in suçlarını belgelediğini duyurmuştur. 25 Şubat 2026 tarihinde Sada el-Beled kanalında yayımlanan “Ala Mes’uliyeti” (Sorumluluğum Altında) programında, “Müslüman Kardeşler’in suçları” olarak nitelendirdiği olayların hatırlanması için bu kitabın okunması gerektiğini ifade etmiştir.[29]
Aynı programın 30 Eylül 2024 tarihli bölümünde ise söylem, Silahlı Kuvvetler’in devleti Müslüman Kardeşler örgütünden koruduğu ve Mısır’da “Devrim Muhafızları” olarak nitelendirdiği bir yapının oluşmasını engellediği üzerinde durmuş; ayrıca ordunun Mısırlılar nezdindeki manevi değerini vurgulamıştır.[30]
3 Temmuz olaylarına ilişkin değerlendirmesinde ise, kanalın 3 Temmuz 2023 tarihinde yayımladığı programda bu günü “kurtuluş günü” olarak nitelendirmiş; Silahlı Kuvvetler’in halkın iradesinin yanında yer aldığı çerçevesini benimsemiş ve 33 milyon vatandaşın meydanlara çıktığı yönündeki istatistiksel tahminlere atıfta bulunarak olaylara ilişkin resmî anlatıyı güçlendirmiştir.[31]
Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümüyle ilgili değerlendirmesinde ise, 17 Haziran 2019 tarihli söylemi sert bir üslup taşımış; Mursi’yi “katil ve casus” olarak nitelendirmiş ve saldırgan, duygusal bir tonla doğal ölüm tezini öne çıkarmıştır.[32]
Gazeteci Amr AdibdeMBC Mısır kanalında yayımlanan “El-Hikâye” (Hikâye) programı aracılığıyla resmî anlatıyı desteklemeyi sürdürmüştür. 30 Haziran 2024 tarihli programında, Cumhurbaşkanı Sisi’nin müdahalesi ve 3 Temmuz Bildirisi’nin hazırlanması olmasaydı ülkedeki güvenlik ve terör tehditlerinin daha da ağırlaşacağını ve vatandaşların mülteci durumuna düşeceğini ifade etmiştir.[33]
17 Haziran 2019 tarihinde Mursi’nin ölümüyle ilgili değerlendirmesinde ise olaya sempati duymadığını açıklamış, Müslüman Kardeşler’i başarısız bir örgüt olarak nitelendirmiş ve devletin korunmasında cumhurbaşkanının müdahalesinin rolünü yeniden vurgulamıştır.[34]
Aynı bağlamda gazeteci Neşet ed-Dihi, TEN kanalında yayımlanan “Bil-Veraka vel-Kalem” (Kâğıt ve Kalemle) programında, 30 Haziran ve 3 Temmuz ile bağlantılı yıldönümlerini Müslüman Kardeşler’in meşruiyetini ortadan kaldırma amacıyla kullanmıştır. 9 Mayıs 2026 tarihli bölümde, örgütün medya platformları ve istihbarat çevreleriyle birlikte Mısır’ın ekonomik göstergelerini itibarsızlaştırmayı hedefleyen “uluslararası bir plan” bulunduğunu ileri sürmüş ve bu söylemi devrim yıldönümüyle ilişkilendirmiştir.[35]
26 Kasım 2024 tarihli programında ise Müslüman Kardeşler ile uzlaşmayı savunan görüşleri “ihanet” olarak nitelendirmiş; siyasi müdahalenin ve resmî sürecin ülkeyi onların yönetiminin doğuracağı sonuçlardan kurtardığını belirtmiştir.[36] Ayrıca 17 Haziran 2019 tarihli programında, Mursi’nin doğal nedenlerle öldüğüne ilişkin resmî anlatıyı benimsemiş ve bu konuda ortaya atılan tartışmalı iddiaları reddetmiştir.[37]
Benzer şekilde gazeteci Mustafa Bekri, “Hakâik ve Esrâr” (Gerçekler ve Sırlar) adlı programında Müslüman Kardeşler’i vatana ihanetle suçlayan çerçeveyi öne çıkarmış ve devletin onlarla mücadelede benimsediği egemenlik odaklı yaklaşımı vurgulamıştır.[38]
İlgili bir diğer örnekte ise gazeteci Muhammed el-Baz, 18 Haziran 2019 tarihinde yayımlanan “90 Dakika” programında, Mursi’nin ölümüne yönelik sempati gösterilerinin Mısır halkının genel tutumunu yansıtmadığını ifade etmiş; örgütün uygulamalarının ülkeyi şiddet ve silahlı eylemler sarmalına sürüklediğini savunmuştur.[39]
Mısır Dizilerinin İçerikleri
Aynı bağlamda, Mısır televizyon dizileri de son on yıl boyunca medya ve basın söylemlerinin yönelimlerini desteklemiştir. Bu doğrultuda, Müslüman Kardeşler’in siyasi ve toplumsal meşruiyetini ortadan kaldırmayı ve araştırma konusu olan tarihsel olaylara ilişkin resmî anlatıyı pekiştirmeyi amaçlayan iletişim çerçevelerini güçlendiren yapımlar üretilmiştir.
United Media Services (el-Şerike el-Muttahide li’l-Hadamat el-İ’lamiyye) ile devletin resmî yönelimlerini yansıtan diğer yapım kuruluşları, bu kapsamda çeşitli siyasi diziler üretmiştir. Bunlar arasında özellikle “El-Cemaa” (birinci ve ikinci sezonları), “El-İhtiyar” (üç sezonu) ve “Ra’s el-Ef’a” dizileri öne çıkmaktadır.
Dördüncü Bölüm: Resmî Söylemin Kavramsal Yapısının ve Siyasi ile Sembolik Anlamlarının Analizi
İncelenen medya söylemi örneklemine ilişkin nicel ve nitel analiz sonuçları, belirli anlamları yerleştirmek ve alıcının kolektif hafızasında kalıcı hâle getirmek amacıyla yoğun biçimde tekrar edilen söylemsel çerçeveler ve dilsel kavramlardan oluşan bir matrisi ortaya koymaktadır. Bu çerçeveler ve onlara eşlik eden kavramlar şu şekilde sınıflandırılabilir:
– “Devletin Yeniden Kazanılması ve Vatanın Kurtarılması”
Bu çerçevede söylem, Silahlı Kuvvetler ile egemen devlet kurumlarının devletin varlığını korumadaki rolünü öne çıkarmaktadır. Bu amaçla “devleti kurtarmak”, “devlet kurumlarını yeniden kazanmak”, “süreci düzeltmek”ve“kaos ortamını sona erdirmek” gibi tekrar eden ifadeler kullanılmaktadır.
Bu çerçeve, 3 Temmuz öncesi dönemi devlet yapısını ve devamlılığını tehdit eden bir süreç olarak sunmayı amaçlamaktadır.
– “Güvenlikleştirme” ve Muhalefetin Terörle İlişkilendirilmesi
Söylem, siyasi rekabeti siyasi bağlamdan çıkararak güvenlik ve varoluşsal bir bağlama taşımaya çalışmaktadır. Bunun için Müslüman Kardeşler’i ve destekçilerini güvenlik tehditleriyle ilişkilendiren şu kavramlar sıkça kullanılmaktadır:
“terör örgütü”, “aşırılık yanlısı gruplar”, “terör uzantıları”, “uyuyan hücreler”, “dış/yabancı finansman”.
– “Komplo ve Dış Tehdit”
Bu çerçeve, siyasi gelişmeleri yalnızca iç siyasi anlaşmazlıkların sonucu olarak değil, dış güçlerle yürütülen bir mücadelenin parçası olarak açıklamaktadır. Bu bağlamda şu ifadeler kullanılmaktadır:
“dış planlar”, “bölgesel ve uluslararası güçler”, “yabancı gündemler”, “ulusal devleti parçalamayı hedeflemek”.
– “Devrimci Meşruiyet ve Yetkilendirme”
Resmî söylem, 30 Haziran ve 3 Temmuz olaylarını kesin ve olumlu değerlendirmelerle tanımlayarak olayların karmaşık siyasi boyutlarını aşan tek yönlü bir anlatı sunmayı amaçlamaktadır. Bunun için şu ifadeler kullanılmaktadır:
“30 Haziran Devrimi”, “Halk Devrimi”, “Halkın İradesi”, “Halk Yetkilendirmesi”.
– Keskin İkilikler (İstikrar / Kaos)
Söylem, gerçekliği iki kaçınılmaz seçenekten oluşan sadeleştirilmiş bir yapıya indirgeme stratejisi izlemektedir: Güvenliğin teminatı olarak devlet ve resmî kurumlar ya da muhalefet ile Müslüman Kardeşler’in temsil ettiği kaos.
Bu bağlamda şu ikili kavramlar kullanılmaktadır:
“güvenlik ve istikrar” karşısında “kaos ve istikrarsızlık”,
“devletin çöküşü” karşısında “terörle mücadele”.
– “Meşru Cumhurbaşkanının Ölümünün Çerçevelenmesi” ve Karşı Anlatılara Yanıt
Eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölümüne ilişkin medya yayınlarında söylem, kamuoyunu resmî anlatıya ikna etmeyi ve öldürülme veya ihmal iddialarını reddetmeyi amaçlayan belirli boyutları öne çıkarmıştır. Bu kapsamda şu ifadeler kullanılmıştır:
“eski cumhurbaşkanı”, “yargılama sırasında Allah’ın takdiriyle vefat etti”, “doğal ölümün koşulları”.
Buna karşılık diğer değerlendirmeler “doğal olmayan ölüm iddiaları” şeklinde sınıflandırılmıştır.
– “Siyasi ve Tarihsel Meşruiyetin Ortadan Kaldırılması” Çerçevesi
Söylem, önceki siyasi deneyimin değerini zayıflatmayı ve onun ulusal hafızadaki meşruiyetinin devamını reddetmeyi hedeflemiştir. Bu amaçla sıkça şu ifadeler kullanılmıştır:
“Müslüman Kardeşler dönemi”, “devleti İhvanlaştırma girişimi”, “dinin iktidar için kullanılması”.
Yukarıda ortaya konulan bulgular doğrultusunda araştırma, bu medya çerçeveleri içinde kullanılan kavram ve dilsel birimlerin tarafsız bir haber verme işlevi görmediği sonucuna ulaşmaktadır. Aksine bunlar, bütüncül ve yönlendirilmiş bir siyasi anlatının inşasında yapısal unsurlar olarak işlev görmekte ve etkilerini şu iletişim mekanizmaları aracılığıyla göstermektedir:
- Olayların yeniden inşa edilmesi ve adlandırılması: Siyasi dönüşümlere hukuki ve devrimci meşruiyet kazandıran adlandırmaların benimsenmesi ve bunlara karşıt nitelikteki tartışmalı tanımlamaların geri plana itilmesi.
- Tarafların ve aktörlerin yeniden sınıflandırılması: Muhalefetin siyasi niteliğini reddetmek amacıyla (resmî devlet kurumları / şüpheli terör örgütleri) ikiliğinin yerleştirilmesi.
- Nedenlerin ve motivasyonların yeniden yorumlanması: Açıklamaların iç siyasi rekabet ve reform taleplerinden çıkarılarak ulusal güvenliğin hedef alınması, dış komplolar ve sınır aşan planlarla mücadele çerçevesine taşınması.
- Keskin varoluşsal ve ahlaki ikiliklerin oluşturulması: Bunun en belirgin örneği (istikrar ve kalkınma / kaos ve yıkım) ikiliğidir. Böylece alıcının seçenekleri ve olayları algılama biçimi, mevcut durumu destekleyen sıfır toplamlı bir ikili yapı içine hapsedilmektedir.
Resmî Medya Söyleminin Siyasi ve Sembolik Anlamları
Bu çerçevede, söz konusu anma dönemlerindeki resmî medya söylemi, 2013 olaylarının tarihsel ve siyasal niteliğine ilişkin uzun soluklu ve devam eden bir siyasi anlatılar mücadelesinin parçası olarak değerlendirilebilir. Bu mücadele, olayların “halk devrimi” mi yoksa “askerî darbe” mi olduğu yönündeki nitelendirme etrafında şekillenmekte; aynı zamanda Müslüman Kardeşler’in siyasi sahnedeki konumunun yeniden inşa edilmesine yönelik bir araç işlevi görmektedir.
Bu söylemin başlıca siyasi ve sembolik anlamları şu eksenlerde somutlaşmaktadır:
1- “Halkın Tepkisi Anlatısı” Yoluyla Siyasi Meşruiyetin Pekiştirilmesi
Resmî söylem, 30 Haziran hareketlerinin Müslüman Kardeşler yönetimine karşı geniş halk kesimlerinin ortaya koyduğu bir tepki olduğunu ve Silahlı Kuvvetler’in 3 Temmuz’daki müdahalesinin bu halk iradesine bir “karşılık”ve“cevap” niteliği taşıdığını yerleştirmeye çalışmaktadır.
Buradaki anlam yalnızca tarihsel bir kayıt oluşturmakla sınırlı değildir; aynı zamanda şu doğrudan siyasi işlevleri yerine getirmeyi amaçlamaktadır:
- Mevcut siyasi düzenin meşruiyetini halk iradesinin devamı olarak yeniden üretmek.
- Resmî siyasi sürece karşı gelişen hareketlerden devrimci nitelik veya siyasi meşruiyet vasfını kaldırmak.
2- Muhalefetin “Varoluşsal Bir Tehdit” Olarak Çerçevelenmesi
Haziran–Temmuz olaylarının ve eski Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi’nin ölüm yıldönümlerine paralel olarak, Müslüman Kardeşler’i şiddet, kaos, istikrarın bozulması, gizli faaliyetler ve sınır ötesi dış bağlılıklar gibi tehdit unsurlarıyla ilişkilendiren yoğun bir iletişim söylemi öne çıkarılmaktadır.
Bu çerçevenin sembolik anlamı, siyasi rekabeti çoğulcu siyaset alanından çıkarıp güvenlik ve varoluş mücadelesi alanına taşımakta; böylece dışlama ve hukuki kısıtlama politikalarına nesnel bir gerekçe kazandırmaktadır.
3- 3 Temmuz’un “Kaçınılmaz Bir Düzeltme” Olarak Yeniden Sunulması
3 Temmuz’daki müdahale, “vatanın kurtarılması”ve“devletin rotasının düzeltilmesi” olarak sunulmaktadır. Bu çerçeveleme, iktidar değişiminin tartışmalı siyasi niteliğini tarihsel ve kaçınılmaz bir zorunluluğa dönüştürerek devletin varlığını korumanın tek alternatifsiz yolu olarak sembolleştirmektedir.
4- Siyasi Hafızanın Yönetimi
Yıllık anma günleri, olayların yeniden düzenlendiği ve yönlendirildiği bir iletişim alanına dönüşmektedir. Bu süreçte tarihsel malzemenin sınırları belirlenmektedir: Neyin hatırlanacağı, nasıl sunulacağı ve cezai ile siyasi sorumluluğun kime yükleneceği.
Bu mekanizma, iktidarın yalnızca bugünkü gelişmeleri yönetmekle yetinmediğini; aynı zamanda geçmişin anlamını yönetmeye, yorumlamaya ve kalıcı hâle getirmeye çalıştığını göstermektedir.
5- Siyasi Sistem İçin “Kurucu Sembol”ün İnşası
Resmî söylemde 2013 olayları, geçici bir geçiş döneminden çıkarılarak mevcut devlet düzeninin üzerine inşa edildiği açık bir “kurucu an” hâline getirilmektedir. Böylece bu süreç, yasaların ve toplumun genel yönelimlerinin şekillendirildiği “kurucu meşruiyet” benzeri sembolik bir işleve kavuşmaktadır.
Bu veriler ışığında, resmî medya söyleminin söz konusu yıllık anma dönemlerinde yalnızca olayları aktarmaya dayanan geleneksel haber verme işlevini aşarak daha derin bir rol üstlendiği görülmektedir. Bu rol; siyasi meşruiyetin üretilmesi ve pekiştirilmesi, rakip aktörlerin yeniden çerçevelenmesi ve kamusal alanda kabul edilebilir ile kabul edilemez olanın sınırlarının belirlenmesini kapsamaktadır.
Beşinci Bölüm: Kamuoyunu Hedef Alan Medya Kampanyalarının Vermeyi Amaçladığı Mesajlar
Son on yıl boyunca, 2026 yılına kadar yayımlanan medya yayınları ve editoryal yönlendirmelerin analiz sonuçları, Mısır’da Müslüman Kardeşler’e yönelik yoğun medya kampanyalarının; geleneksel medya ile dijital platformlar aracılığıyla sürekli tekrar edilen temel mesajlar bütününe dayandığını göstermektedir. Bu kampanyaların amacı, örgütün rolü ve mevcut konumu hakkında belirli bir kolektif algı oluşturmaktır.
Bu mesajlar ve bunların iletişim mekanizmaları şu şekilde özetlenebilir:
- Dezenformasyon çerçeveleri ve sahte içerik üretimi: Kampanyalar, Müslüman Kardeşler’in tarihsel boyutunu parçalamaya odaklanmış; örgütün askerî kurum ve sivil muhalefetle ilişkilerine dair söylentileri ve yanıltıcı haber içeriklerini öne çıkarmış, ayrıca alıcıda tartışma ve kafa karışıklığı oluşturmak amacıyla dijital ortamda üretilmiş sahte içeriklerin kullanıldığına işaret etmiştir.
- Siyasi niteliğin kaldırılması ve örgütün “yanıltıcı bir iletişim aktörü” olarak çerçevelenmesi: Söylem, örgütün doğal siyasi kimliğini geri plana iterek onu kamusal alanda yalnızca “Mısır devlet kurumlarının uluslararası ve yerel itibarını zedelemeyi amaçlayan propaganda platformu veya ağı” olarak yeniden tanımlamıştır.
- Resmî meşruiyet çerçevelerinin ve dönüşüm anlatılarının pekiştirilmesi: Olaylara ilişkin resmî anlatı sürekli tekrar edilmiş; 30 Haziran kesin biçimde “halk devrimi”, 3 Temmuz ise “kaçınılmaz rota düzeltmesi”olarak çerçevelenmiş; böylece kamuoyu üzerindeki söylemsel hâkimiyetin korunması ve mevcut rejimin meşruiyetine ilişkin tartışmaların sonlandırılması amaçlanmıştır.
- “Güvenlikleştirme” söylemi ve kaosa teşvik suçlaması: Örgüt, istikrarsızlığın temel tetikleyicisi olmakla ve ekonomik ile toplumsal krizlerin etkilerini abartarak vatandaş ile devlet arasındaki iletişim ve güven bağlarını sistematik biçimde zayıflatmaya çalışmakla suçlanmıştır.
- “Bilinç savaşı” ve gençlerin hedef alınması: Dijital alanlardaki mücadeleler, resmî söylemde “varoluşsal bir bilinç savaşı” olarak sunulmuş; örgütün sosyal medya ağlarını ve etkileşimli platformları gençleri etkilemek ve yönlendirmek amacıyla kullandığı yönünde sürekli uyarılar yapılmıştır.
- “Elektronik komiteler” ve dijital popülizmin çerçevelenmesi: Söylem, kamuoyunda devlete karşı yapay eğilimler oluşturmak amacıyla koordineli çalışan organize iletişim ağları ve yönlendirilmiş algoritmaların bulunduğunu vurgulamış; bunları “sistematik siber kampanyalar” olarak nitelendirmiştir.
- Parçalanma ve örgütsel merkezîliğin zayıflaması çerçevesi: Medya söylemi, örgüt içindeki bölünmeler ve liderlik düzeyindeki yapısal anlaşmazlıklar üzerinde yoğunlaşarak, geçmiş dönemlere kıyasla örgütün örgütsel ve operasyonel kapasitesinin gerilediğini göstermeyi hedeflemiştir.
- “Alternatif iletişim” stratejisi ve yurt dışından faaliyet yürütme: Yayınlarda, örgütün sınırlı saha faaliyetlerinden uzaklaşarak Mısır sınırları dışından yayın yapan hibrit platformlar üzerinden yürütülen “sanal propaganda ve iletişim faaliyetlerine” yöneldiği vurgulanmış; bu yaklaşım, dış güçlere bağlılık ve yabancı aktörlerle iş birliği çerçeveleriyle ilişkilendirilmiştir.
Bu mesajlar bir araya gelerek, resmî söylem içinde Müslüman Kardeşler’i üç temel yorumlayıcı çerçeve içinde yeniden tanımlamaktadır:
- Varoluşsal güvenlik tehdidi çerçevesi: Örgüt, ulusal devletin istikrarı ve bütünlüğü açısından doğrudan bir tehdit olarak sunulmaktadır.
- Bilgi savaşı çerçevesi: Örgüt, psikolojik ve iletişimsel etki taktikleri kullanan sınır ötesi dijital bir medya ağı olarak tanımlanmaktadır.
- Yapısal aşınma çerçevesi: Söylem, örgüt içindeki bölünme ve örgütsel zayıflık göstergelerini öne çıkarmaktadır.
Bu iletişimsel hatlar birbirini tamamlayarak nihayetinde ortak stratejik işlevler üstlenmektedir. Bunlar; muhalif güçlerin anlatılarını kuşatmak ve çürütmek, iç kamuoyunu yönlendirmek ve denetlemek, aynı zamanda dış kamuoyuna Mısır devletinin egemenlik anlayışının sağlamlığını ve istikrarını vurgulayan iletişim mesajları vermektir. Bu durum, söz konusu mesajların birbirinden bağımsız işlemediğini; aksine çok katmanlı ve karmaşık bir söylem stratejisinin parçaları olarak bütünleştiğini ortaya koymaktadır.
Beşinci Bölüm: Sonuç ve Öneriler
Bu çalışma, analiz edilen siyasi anma dönemlerinde Mısır resmî söyleminin yüksek düzeyde yapısal örgütlenme ve yoğun dil kullanımıyla karakterize edildiği sonucuna ulaşmıştır. Söylem, yoğun sembolik ve mobilize edici boyutlar taşıyan kavramsal bir sistem üzerine kurulmakta olup, öncelikle olaylar ve tarihsel gelişmeler hakkında tekil ve belirli bir siyasi anlatıyı yerleştirmeyi hedeflemektedir.
Analiz sonuçları ayrıca, araştırma kapsamında incelenen üç anma dönemi arasında medya çerçeveleme mekanizmaları bakımından bağlamsal farklılıklar ve dinamikler bulunduğunu ortaya koymuştur. Bununla birlikte, iletişim mesajlarının kurgulanması ve inşasında birbirine yakın ve birbirini tamamlayan söylemsel araç ve yöntemlerin kullanılmaya devam ettiği görülmüştür.
Araştırmanın bütüncül bulguları, bu bağlamda resmî medya söyleminin işlevinin yalnızca bilgi ve haber aktarımına dayanan geleneksel habercilik çerçevesini aştığını; kamuoyunun algısını şekillendirmede, siyasi ve ulusal hafızayı yeniden üretmede ve kamusal alanda kabul edilebilir ile kabul edilemez olanın sınırlarını belirlemede etkin bir işlev üstlendiğini göstermektedir.
Bu çalışmanın ortaya koyduğu bilimsel bulgular doğrultusunda aşağıdaki önerilere ulaşılmıştır:
Birincisi: Mesleki ve Kurumsal Düzeyde
- Olayların haberleştirilmesinde mesleki standartlar, denge ve metodolojik tarafsızlık ilkelerine dayanan bağımsız medya platformları ve kurumlarının desteklenmesi ve kurulması.
- Kamusal alanda bilgi doğruluğunu destekleyecek dengeli anlatılar sunmak amacıyla olayların sistematik ve nesnel biçimde belgelenmesine dayalı karşı iletişim stratejilerinin geliştirilmesi.
İkincisi: Medya Okuryazarlığı ve İletişim Bilinci Alanında
- Alıcı kitlenin medya okuryazarlığı ile eleştirel farkındalık düzeyinin geliştirilmesi; ulusal güvenliğin belirleyicileri, siyasi çatışma, medya kutuplaşması mekanizmaları ve terörle mücadele konularında, siyasi araçsallaştırmadan uzak, bilimsel ve doğru kavramların yaygınlaştırılması ve yerleştirilmesi.
Üçüncüsü: Gelecekteki Araştırmalar ve Akademik Çalışmalar Alanında
- Resmî medya söylemleri ile resmî olmayan (muhalif ve bağımsız) medya söylemlerini karşılaştıran akademik çalışmaların teşvik edilmesi; böylece farklılıkların ortaya konulması ve yerel medya ortamındaki mesleki ile iletişimsel sorunların tespit edilmesi.
- Kamuoyunun bu tür yönlendirilmiş söylemlere yönelik tutumlarını, dijital ve gerçek yaşam ortamındaki etkileşimlerini ölçmeyi amaçlayan geleceğe dönük araştırmaların yürütülmesi; böylece bu söylemlerin etkinliği ile siyasi algıyı etkileme kapasitesinin belirlenmesi.
[1] “Resmî Medya Söylemi Kavramı ve Temel Unsurları”, UNESCO, https://goo.su/3R9VkeO
[2] “Siyasi Anlatılar”, Vikipedi, https://goo.su/cy16raK
[3] “30 Haziran: Devrim mi, Komplo mu? Tartışması”, Al Jazeera Net, 30 Haziran 2015, https://goo.su/vOCQk
[4] “Mısır’da 3 Temmuz 2013 Askerî Darbesi”, Al-Araby Al-Jadeed, 3 Temmuz 2013, https://goo.su/alxPfRa
[5] “Muhammed Mursi’nin Ölümü: Tutukluluk Koşulları Hakkında Ne Biliyoruz?”, BBC, 19 Haziran 2019, https://goo.su/7OkXjb
[6] “Fuad Allam: Müslüman Kardeşler Sina’da Terör Örgütleriyle Komplo Kurdu”, El-Ahram, 12 Eylül 2018, https://gate.ahram.org.eg/News/2011153.aspx
[7] “Dışişleri Bakanlığı, Muhammed Mursi’nin Ölümüne İlişkin BM İnsan Hakları Yüksek Komiserliği Sözcüsünün Açıklamalarını Kınadı”, El-Ahram, 19 Haziran 2019, https://gate.ahram.org.eg/News/2235396.aspx
[8] “Muhammed Mursi’nin Doğal Ölümü, Devlete Karşı Olanları Ortaya Çıkardı”, El-Ahram, 20 Haziran 2019, https://gate.ahram.org.eg/News/2236039.aspx
[9] “30 Haziran… 10 Yıl: Tümgeneral Alaa Abd el-Zahir, İttihadiye Çevresindeki Müslüman Kardeşler Suçlarının Ayrıntılarını Anlatıyor”, 30 Haziran 2023, https://gate.ahram.org.eg/News/4343048.aspx
[10] “Müslüman Kardeşler’in Suçları ve Terör Örgütünün Faaliyetleri Tarih Boyunca Devam Etmiştir ve Sicili Kabarıktır”, El-Ahram, 16 Temmuz 2024, https://gate.ahram.org.eg/News/4903298.aspx
[11] “Müslüman Kardeşler’in Devlete Karşı İşlediği Suçlar Zamanaşımına Uğramaz… Cumhurbaşkanı Sisi 30 Haziran’da Halkın Yanında Yer Aldı”, 1 Haziran 2025, https://gate.ahram.org.eg/News/5182609.aspx
[12] “Genel Yayın Yönetmeni: Youm7’nin Müslüman Kardeşler Suçlarını Belgeleme Girişimi Ulusal Hafızayı Koruyor ve Örgütün Terörünü Ortaya Çıkarıyor… Şehitler Müzesi Kurulması, Kahramanlıklarının Öğretilmesi ve Fedakârlıklarını Gelecek Nesillere Aktaracak Sanatsal Eserler Üretilmesi Önerileri”, Youm7, 23 Mayıs 2026, https://goo.su/CCbqu
[13] “3 Temmuz Bildirisi… Mısır Devleti’nin Kimliğini Değiştirme ve İhvanlaştırma Girişimlerine Son Verdi, Terör Örgütünü Tasfiye Etti… Ulusal Bilincin Yeniden Kazanılmasının ve Siyasi Sürecin Düzeltilmesinin Simgesi Olmaya Devam Edecek ve Devlet Kurumlarının Yeniden İnşasının İkonu Sayılacaktır”, Youm7, 4 Temmuz 2025, https://2h.ae/rNlJw
[14] “30 Haziran, Mısır’ı Terör Örgütünün Karanlık Kaderinden Kurtardı… Senato Başkanı: 3 Temmuz Bildirisi Mısırlıların Yüreğine Su Serpti ve Meşru Taleplerini Yansıttı… Konsey Üyeleri: Devrim Mısır’ı Yeni Bir Aşamaya Taşımayı Başardı ve Yolumuza Devam Ediyoruz”, Youm7, 4 Temmuz 2021, https://2h.ae/iLzZV
[15] “Vakıflar Bakanı Dr. Muhammed Muhtar Cumaa, Güven Tazelenmesinin Ardından İlk Röportajında: Haziran Olağanüstü Bir Tarih Yazdı… Cumhurbaşkanı Sisi En Büyük Ulusal Kurtarma Operasyonunu Gerçekleştirdi… Müslüman Kardeşler Dışlayıcı, Irkçı Bir Terör Örgütüdür ve Seçilmiş Olduğunu İddia Etmektedir”, Youm7, 28 Haziran 2018, https://2h.ae/NNggc
[16] “Başsavcılığın Muhammed Mursi el-Ayyat’ın Ölümüne İlişkin Açıklaması: Duruşmanın Müzakere İçin Ertelenmesinden Önce Mahkemede 5 Dakika Konuştu… Sanık Kafesinde Baygınlık Geçirdi… İlk Tıbbi Muayene Herhangi Bir Yaralanma Bulunmadığını Gösterdi… Saat 16.50’de Hastaneye Ölü Olarak Ulaştı”, Youm7, 17 Haziran 2019, https://2h.ae/gyoqZ
[17] “Devlet Enformasyon Kurumu: Human Rights Watch’un Muhammed Mursi’nin Ölümüne İlişkin Tweetleri Yanlış Bilgiler İçermektedir”, Youm7, 18 Haziran 2019, https://2h.ae/caxMr
[18] “Müslüman Kardeşler Devlet Kurumlarını Yıkmaya Çalıştı… 30 Haziran Devrimi Mısır’ı Kurtardı”, El-Watan, 26 Haziran 2025, https://2h.ae/EcObR
[19] “Temerrüd Hareketi Kurucularından Biri: Müslüman Kardeşler İktidarının Devamından En Çok İsrail Yararlanacaktı… 30 Haziran Devrimi Mısır’ı ‘Ortadoğu Kaosu’ Planından Kurtardı”, El-Watan, 3 Haziran 2025, https://2h.ae/MJlDh
[20] “3 Temmuz Bildirisi, Müslüman Kardeşler’in Mısır’da Yeri Olmadığını Teyit Etti”, El-Watan, 3 Temmuz 2025, https://2h.ae/UsOEt
[21] “3 Temmuz Bildirisi… Mısır’a Kimliğini Yeniden Kazandıran ve Onu Müslüman Kardeşler Tarafından Kaçırılmaktan ve Bölünmekten Kurtaran Tarihî An”, El-Watan, 3 Temmuz 2025, https://2h.ae/Asvxg
[22] “Halk Kimliğini Koruyor, Destanın Kahramanları… Beyn es-Sarayat Sakinleri: Müslüman Kardeşler’in Suçlarıyla Mücadele Ettik, 30 Haziran Devrimi İçin Canımızı Verdik ve Cumhurbaşkanı Sisi Mısır’a Güvenlik ile Huzuru Geri Getirdi”, Ed-Dustur, 10 Haziran 2026, https://www.dostor.org/5593139
[23] “30 Haziran Mısır’ı Müslüman Kardeşler’in Karanlığından Kurtardı… Devrime Katılanlardan Canlı Tanıklıklar”, Ed-Dustur, 8 Haziran 2026, https://www.dostor.org/5590079
[24] “Müslüman Kardeşler’in Suçları Durmayacak… Elleri Masumların Kanıyla Lekeli Kalmaya Devam Edecek”, Ed-Dustur, 24 Haziran 2025, https://www.dostor.org/5117345
[25] “Sisi, Örgüte Karşı Mücadelede… 3 Temmuz’da Mısır’ı Müslüman Kardeşler Yönetiminden Nasıl Kurtardı?”, Ed-Dustur, 21 Haziran 2025, https://www.dostor.org/5114386
[26] “El-Baz: Mursi Hapishaneye Hasta Olarak Girdi, Beyninde Kötü Huylu Tümörler Vardı ve Doğal Şekilde Öldü”, Ed-Dustur, 8 Temmuz 2019, https://www.dostor.org/2709906
[27] “Muhtar Nuh’tan Çarpıcı İddia: Muhammed Mursi’nin Hapiste Kederden Ölümünün Arkasında Müslüman Kardeşler Var… Olayın Aslı Ne?”,Ed-Dustur, 5 Haziran 2022, https://studio.dostor.org/147903
[28] “Müslüman Kardeşler’in En Tehlikeli Mali Yapısı… Kara Para Aklama Davasında 65 Sanık Ceza Mahkemesine Sevk Edildi”, Sada el-Beled, 5 Haziran 2026, https://www.elbalad.news/6998614
[29] “Ahmed Musa: ‘Esrâr’ Adlı Kitabım Müslüman Kardeşler’in Suçlarını Belgeliyor… ‘Yılanın Başı’ Örgütü Karıştırdı”, Ed-Dustur, 25 Şubat 2026, https://www.dostor.org/5434556
[30] “Devrim Muhafızları Kurma Girişimi… Ahmed Musa Mısırlılara Müslüman Kardeşler’in Suçlarını Hatırlattı”, Besaraha, 30 Eylül 2024, https://besraha.com/News/NewsPrint/154128
[31] “Ahmed Musa: 3 Temmuz Kurtuluş Günüdür… Silahlı Kuvvetler Halkın Yanında Yer Aldı”, Sada el-Beled, 3 Temmuz 2023, https://www.elbalad.news/5831402
[32] “Ahmed Musa, Mursi’nin Ölümünün Ardından: Katil ve Casus Olarak Cehenneme Gidecek, Ne Kötü Son”, Al-Mal Sitesi, 17 Haziran 2019, https://2h.ae/BZCix
[33] “Amr Adib, 30 Haziran Devrimi Hakkında: ‘Sisi Müdahale Etmeseydi Şimdi Mülteci Olmuştuk”, Al-Masry Al-Youm, 30 Haziran 2024, https://2h.ae/UVWxG
[34] “Amr Adib: Mursi’nin Ölümüne Üzülmeyeceğim”, LI 360, 18 Haziran 2019, https://ar.le360.ma/insolite/150763
[35] “Neşet ed-Dihi, ‘İhvan-İsrail Planını’ Açığa Çıkardı: Mısır’ı Hedef Alıyor”, El-Fecr, 9 Mayıs 2026, https://talkshow.elfagr.org/5299726
[36] “Neşet ed-Dihi: Devlete Güvenin ve Onun Hakkında İyi Düşünün… Müslüman Kardeşler ile Uzlaşma Yok”, Eş-Şuruk, 26 Kasım 2024, https://2h.ae/MfyXv
[37] “Neşet ed-Dihi: ‘Allah’a Şükür Muhammed Mursi İnsanların Gözleri Önünde Hayatını Kaybetti’, Fecr Portalı, 17 Haziran 2019, https://talkshow.elfagr.org/3626809
[38] “Mustafa Bekri: Cumhurbaşkanı Sisi, Müslüman Kardeşler Döneminde Mısır’ı Çöküşten Kurtardı”, Ed-Dustur, 29 Ocak 2026, https://www.dostor.org/5400654
[39] “Muhammed el-Baz: Mursi’nin Ölümü Çok Sayıda Uyuyan Hücreyi Ortaya Çıkardı”, Ed-Dustur, 18 Haziran 2019, https://www.dostor.org/2675881


