Çeviriler

“Foreign Affairs”: Gazze ve İran savaşları nedeniyle Washington’un Arap dünyasındaki imajının çöküşü

  • Geniş kapsamlı bir anket, Amerikan kamuoyunun yöneliminde stratejik bir dönüşümü ortaya koyuyor.
  • Arap halkları artık Amerika ve Avrupa yerine İran, Çin ve Rusya’yı tercih ediyor.
  • Kamuoyu eğilimlerindeki değişimler, hükümetleri stratejik konumlanmalarını yeniden değerlendirmeye itebilir.

“İnsan Medya” – Çeviri Bölümü:

Geniş kapsamlı bir anket, “Arab Barometer” tarafından gerçekleştirildi ve sonuçları 8 Nisan 2026’da “Foreign Affairs” dergisinde yayımlandı; bu anket, Arap kamuoyu eğilimlerinde derin bir dönüşümü ortaya koydu. Bu dönüşüm artık yalnızca Amerika Birleşik Devletleri’ne yönelik geleneksel olumsuz duygularla sınırlı kalmayıp, aynı zamanda onun bölgedeki lider güç olarak siyasi ve ahlaki rolüne duyulan güvenin kaybına da uzanmıştır.

Mısır, Irak, Ürdün, Lübnan, Fas, Filistin, Suriye ve Tunus olmak üzere sekiz Arap ülkesinden yaklaşık 10 bin katılımcıyı kapsayan anket, Washington’un artık bölgenin doğal siyasi merkezi olarak görülmediğini, hakları koruma, istikrarı sağlama veya uluslararası hukuku savunma konusunda en yetkin güç olarak kabul edilmediğini göstermiştir.

Bölge savaşları Amerikan hegemonyasını sarsıyor

Anket sonuçları, bölgede yaşanan savaşlar zincirinin —7 Ekim 2023’teki “Aksa Tufanı”ndan başlayarak Gazze savaşı ve İran ile yaşanan tırmanmaya kadar— bu dönüşümde belirleyici unsur olduğunu göstermektedir. Gazze’deki yıkım sahneleri ve Amerika’nın “İsrail”e açık desteği, kamuoyu tutumlarında keskin bir değişime yol açmış; bu değişim yalnızca Tel Aviv’e karşı değil, aynı zamanda onun başlıca müttefikine karşı da gerçekleşmiştir.

Ağustos ile Kasım 2025 arasında toplanan veriler, bu dönüşümün geçici olmadığını, aksine kökleşip derinleştiğini ortaya koymuştur. Bölge halkları, Amerika Birleşik Devletleri’nin liderlik ettiği bölgesel sisteme olan güvenini kaybetmiş ve onu uluslararası hukukun uygulanmasında taraflı ve seçici olarak görmeye başlamıştır.

Alternatiflerin yükselişi: Çin ve Rusya… ve İran

Buna karşılık, sonuçlar diğer uluslararası güçlerin imajında belirgin bir ilerleme olduğunu göstermiştir. Çin en çok kabul gören ülkeler listesinde ilk sıraya yerleşirken, onu Rusya takip etmiş; İran ise bölgesel nüfuzu ve nükleer programına yönelik endişelerin sürmesine rağmen kayda değer bir iyileşme kaydetmiştir.

Bu dönüşüm, bu ülkelerin modellerine duyulan gerçek bir hayranlıktan ziyade, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa’nın imajındaki keskin gerilemeyi yansıtmaktadır. Katılımcılara hangi ülkelerin özgürlükleri koruduğu, bölgesel güvenliğe katkı sağladığı ve Filistin davasını desteklediği sorulduğunda, Çin, Rusya ve İran, Washington ve müttefiklerine kıyasla daha üst sıralarda yer almıştır.

Meşruiyet krizi… sadece popülerlikte düşüş değil

Anketin ortaya koyduğu en tehlikeli bulgulardan biri, Amerika Birleşik Devletleri’nin imajındaki gerilemenin artık yalnızca politikalarıyla ilgili olmadığı, aynı zamanda uluslararası meşruiyetinin sorgulanmasıyla bağlantılı olduğudur. Örneğin Mısır’da yalnızca %25’lik bir kesim Washington’un uluslararası hukuka bağlı olduğunu düşünürken, Çin için bu oran %58’e ulaşmaktadır.

Bu gerileme Avrupa Birliği’ne de yansımış; birçok Arap ülkesinde Birlik, uluslararası hukuka Çin’den daha az bağlı ve Rusya’ya yakın bir seviyede görülmeye başlanmıştır.

Trump… düşük popülerlik ve sınırlı istisnalar

Sonuçlar, ABD Başkanı Donald Trump’ın dış politika yaklaşımlarının çoğu Arap ülkesinde belirgin biçimde düşük bir popülerliğe sahip olduğunu göstermiştir. Bunun istisnaları Fas ve Suriye olmuş; bu ülkelerdeki görece olumlu algı, Batı Sahra üzerinde Fas egemenliğinin tanınması ve yeni Suriye hükümetine verilen destek gibi belirli siyasi faktörlerle ilişkilendirilmiştir.

Buna karşılık Mısır, Ürdün, Filistin, Irak ve Tunus gibi ülkelerde katılımcıların çoğunluğu, Trump’ın politikalarını selefi Joe Biden’ın politikalarından daha kötü olarak değerlendirmiştir. Bu durum, yönetimler değişse de Washington’un imajındaki gerilemenin sürdüğünü göstermektedir.

İran… endişelere rağmen göreli iyileşme

İran’ın bölgesel nüfuzu ve nükleer programına yönelik Arap dünyasındaki endişeler sürmesine rağmen, Tahran’ın imajı özellikle Irak ve Filistin’de olmak üzere bazı ülkelerde göreli bir iyileşme göstermiştir.

Bu durum büyük ölçüde İran’ın İsrail karşıtı tutumu ve Filistin davasına verdiği destekle açıklanmakta; “düşmanımın düşmanı” yaklaşımı çerçevesinde halk nezdindeki algısını güçlendirmektedir. Ayrıca İran lideri Ali Hamaney gibi isimlerin politikalarına verilen destek oranlarında bazı ülkelerde dikkat çekici artışlar görülürken, özellikle Suriye’de olmak üzere diğer bazı ülkelerde yüksek düzeydeki ret oranları devam etmektedir.

“İsrail”… neredeyse tam bir izolasyon ve normalleşmeye ret

Anket, “İsrail”in Arap dünyasında en az popüler ülke olmaya devam ettiğini doğrulamıştır; çoğu ülkede ona yönelik olumlu görüşlerin oranı Fas hariç %5’i aşmamıştır.

Ayrıca normalleşmeye verilen desteğin hâlâ son derece sınırlı olduğunu, ancak bir Filistin devletinin tanınması durumunda belirgin şekilde arttığını ortaya koymuştur. Bu durum, Filistin meselesinin kamuoyu tutumlarının şekillenmesindeki merkezi rolünü yansıtmaktadır.

Aynı bağlamda, mevcut “İsrail” politikalarının bu hedefin gerçekleşme ihtimalini zayıflattığının farkında olunmasına rağmen, çoğu ülkede açık bir çoğunluğun iki devletli çözümü desteklediği görülmüştür.

İttifakları yeniden şekillendirebilecek dönüşümler

“Foreign Affairs” tarafından yayımlanan ve anket sonuçlarını içeren rapor, Amerika Birleşik Devletleri’nin popülaritesindeki düşüşün sürmesinin, Arap hükümetlerini uluslararası ilişkilerini yeniden gözden geçirmeye itebileceği konusunda uyarmaktadır; özellikle de kamuoyuna duyarlılıkları ve olası protestolar göz önünde bulundurulduğunda.

Bu dönüşümün işaretleri şimdiden ortaya çıkmaya başlamıştır; ekonomik ve askerî ortaklıkların çeşitlendirilmesi, Çin ve Rusya’nın öncülük ettiği bloklara açılım ve hatta Washington ile ilişkilerin kamusal görünürlüğünün azaltılması bu işaretler arasındadır.

Washington konumunu yeniden kazanabilir mi?

Rapora göre, bu keskin gerilemeye rağmen Amerika Birleşik Devletleri’nin imajını onarma imkânı hâlâ bulunmaktadır; ancak bu, politikalarında köklü değişiklikler yapılmasını gerektirir. Bunların başında İran ile gerilimin sona erdirilmesi, Filistin meselesine adil bir çözüm için baskı yapılması ve uluslararası hukuka daha tutarlı bir bağlılık gelmektedir.

Rapor, 2025 yılında Fransa’nın Filistin devletini tanıması gibi sembolik adımların bile imajını iyileştirmede somut etkiler yarattığını belirtmekte; bu da Arap kamuoyunun net siyasi tutumlara karşı duyarlılığını göstermektedir.

Sonuç olarak, bu dönüşüm yalnızca Amerikan nüfuzunda bir gerilemeyi yansıtmakla kalmamakta, aynı zamanda Arap siyasi bilincinde derin bir yeniden şekillenmeye işaret etmektedir; bu da önümüzdeki yıllarda bölgesel ve uluslararası ittifak haritasında fiilî değişimlere dönüşebilir.

Kaynak:

“America Has Lost the Arab World”، Foreign Affairs، https://2h.ae/AEorU

Başa dön tuşu